İmam Hatip Haberleri

logo

17 Şubat 2016

Kudüs – Ortadoğu


facebooktwitter
Rıza Saka
ilhanli29@gmail.com

Kudüs gibi Osmanlı İmparatorluğu’ndan koparılan Ortadoğu coğrafyası, son yüzyılı acılar ve kaoslar içinde yaşadı.

Ülkemiz gerçekten çok zor bir coğrafyada bulunuyor. Ortadoğu coğrafyası neredeyse insanlık tarihine eşdeğer bir alan. Ortadoğu’nun kalbi ise hep Kudüs olmuş. Büyük güçler bu kutsal şehri ele geçirmek için varlık yokluk mücadelesi vermişler. Şurası bir gerçek ki; KUDÜS’E HAKİM OLAN DÜNYAYA HAKİM OLMUŞ.

Evet, bunları düşündüm geçen hafta Kudüs ziyaretimde Mescid-i Aksa’yı gezerken. Hüzünlü bir ziyaret oldu doğal olarak. Atamız Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı surlarla çevrili 144 dönümlük alana hapsedilmiş ilk kıblemize her girişte ellerinde makineli tüfeklerle bekleyen İsrail askerlerini görmek insanın hüznünü bir kat daha arttırıyor. Ne var ki bu mübarek belde, Selahattin Eyyubi’nin vesilesiyle 1187’de Müslümanların eline geçmesinden ve 1517 de Yavuz Sultan Selim’in Ridaniye seferinde Osmanlı hakimiyetine girmesinden itibaren 1917’ye kadar Müslüman hakimiyetinde barış ve huzur içinde yaşadı. Son yüzyıl bütün dünyada Müslümanların içinde bulunduğu kayıp ve sefalet tablosunun bir benzeri maalesef Kudüs için de geçerli oldu.

Kudüs gibi Osmanlı İmparatorluğu’ndan koparılan Ortadoğu coğrafyası, son yüzyılı acılar ve kaoslar içinde yaşadı. İşgal devletlerinin zulmünü, bitmeyen iktidar mücadeleleri takip etti. Cetvelle çizilen suni sınırlar arasındaki ihtilaflar ve savaşlar ise Ortadoğu’yu hiç yaşamadığı kadar kan ve gözyaşı içinde bıraktı. Son yıllarda özellikle Körfez Savaşlarının etkisi ile Irak ve Suriye’de müthiş bir çöküş yaşandı. Etnik ve mezhep ayrılığının körüklendiği bu coğrafya adeta yeni bir düzene gebe. Irak fiilen bölünmüş durumda ve bu durum şimdi resmi hale gelmek üzere. Suriye’de ise parçalanma devam etmekte ve dünyanın tüm önemli güçleri bu parçalanmadan aslan payını kapabilmek için adeta bir akbaba gibi ülkenin üzerine üşüşmüş durumda.

Türkiye Cumhuriyeti, büyük bir imparatorluğun külleri üzerine kurulmuş bir devlet olarak bu coğrafyanın tartışmasız en istikrarlı ülkesi oldu. Geçmişten gelen kültürel, politik ve askeri potansiyeli ve gücüyle zaman zaman kırılmalar yaşasa da yine de Ortadoğu’nun anaforuna kapılıp telafisi imkansız zararlara düçar olmadı. Aksine bugün bu coğrafyanın önemli ve vazgeçilmez aktörlerinden birisi oldu.

Kudüs’te nasıl ki geçmişe ait Türk izlerini görmek mümkün ise, bugün de Kudüs’e en çok sahip çıkan İslam ülkelerinin başında Türkiye geliyor. Filistinlilere ait tarihi mekanların restorasyonundan tutun da Batı Şeria ve Gazze’ye en çok yardım eden ülke Türkiye. Kudüs’te hangi şuurlu Müslüman ile karşılaştıysam hepsi de Türkiye’nin Kudüs’e ve Filistinliler’e gerçek anlamda sahip çıktığından ve Kudüs özgürlüğüne kavuşacak ise bunun  da Türkiye’nin yardım ve desteği ile mümkün olabileceğinden bahsediyor. Aslında benzer ve paralel tablo Ortadoğu için de geçerli. Türkiye’nin varlığı ve doğru hamleleri Ortadoğu’nun geleceği için hayati öneme sahip. Bu nedenledir ki batılı güçler ve Rusya, Türkiye’yi Ortadoğu denkleminin dışında tutmaya çalışmakta.

Gerek Suriye ve gerekse Mısır’a yönelik dış politikamız bugün çokça eleştirilmekte. Ancak bazı gelişmeleri çabuk unutuyoruz. Oysa Türkiye hem Suriye krizi patladığında hem de Mısır’da olayların en başında yapıcı bir tutum içindeydi. Taraflara itidali ve hakkı tavsiye eden bir pozisyonda yer aldı hep. Fakat Mısır’da olaylar halk iradesinin zorla gasp edilmesi ile sonuçlandı ve işte bu noktada Türkiye haklı olarak bu zorbalığa karşı en güçlü tepkiyi gösterdi. İkiyüzlülük yapmadı, desteklediği değerleri üç kuruşluk menfaat için terk etmedi. Suriye’de de kanlı Esed diktatörüne demokratik geçiş sürecini sağlaması ve ülkenin iç savaşa sürüklenmemesi için hep barışçıl çağrılar yaptı. Ne var ki zorbalık burada da hakim oldu ve binler, onbinler acımasızca katledilmeye başlandı. İşte bu noktada Türkiye ipleri kopardı ve Mısır’da olduğu gibi Suriye’de de  mazlumların yanında yer aldı. Burada Türkiye’nin soft power olarak nitelenen yumuşak ama etkili gücünü sürdürmesi gerektiği ve bu nedenle ilişkilerini tüm taraflarla devam ettirmesi zarureti gözden kaçırıldı. Çünkü bu coğrafyada Türkiye’nin yer almadığı hiçbir denklem başarılı bir biçimde çözümlenemez. Hakkın yanında olmak ile zalim de olsa gücün diğer tarafı ile diyalog içinde kalabilmek, sonuca ulaşabilmek açısından çok önemli. Uluslar arası ilişkilerde hakkın ve haklının yanında yer almak belki gelecekte övgüyle bahsedilebilecek bir duruş ancak mühim olan çözüm üretebilmek ve netice alabilmek.

Selahattin Eyyubi, Kudüsü fethetmek için sekiz yıl boyunca toplumsal olgunluğun ve devletinin gücünün gelişmesini beklemiş. Ne zaman ki camiler cemaat ile dolmuş işte o vakit sefere karar vermiş. Yani Kudüs’ü haçlılardan geri alacak iradenin halkında ve askerlerinde tecelli ettiğini gördükten sonra bütün gücüyle saldırıya geçmiş. Bugün biz de bu karmaşık Ortadoğu coğrafyasında başarılı olmak istiyorsak önce kendimizin, devletimizin kültürel, askeri ve inanç bağlamında muhkem olmasını sağlamalıyız. Biz tüm hazırlıklarımızı eksiksiz bir şekilde yapar isek hedefimize ulaşırız. Aksi halde Allah esirgesin başarısız olur hem kendimiz kaybeder hem de bize inanan, bizim varlığımıza bel bağlayan mazlumların kaybetmesine neden olabiliriz.

Rıza SAKA

Share
472 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KUTLU YÜRÜYÜŞ

    18 Mart 2016 Köşe Yazıları

    Allah’a mutlak ve tam anlamıyla teslimiyete dayanan, Hz. Âdem’den başlayıp Hz. Muhammed (s.a.v)’e kadar tüm peygamberlerin öncülüğünde ve gönderilen kutsal kitapların rehberliğinde, kıyamete kadar kesintisiz olarak devam edecek olan, son olarak kuran ve sünnete dayanan yürüyüştür. Hayatın her alanında ve zamanın her anında Allah’ın hükümlerinin esas alındığı, her anın ibadet olduğu bilinci ve atılan her adımın hesabının ahirette sorulacağı inancı ile yapılan yürüyüştür. Hayatın her alanında ve zamanın her anında ihlas ve samimiyetin, deng...
  • Kudüs – Ortadoğu

    17 Şubat 2016 Köşe Yazıları

    Kudüs gibi Osmanlı İmparatorluğu’ndan koparılan Ortadoğu coğrafyası, son yüzyılı acılar ve kaoslar içinde yaşadı. Ülkemiz gerçekten çok zor bir coğrafyada bulunuyor. Ortadoğu coğrafyası neredeyse insanlık tarihine eşdeğer bir alan. Ortadoğu’nun kalbi ise hep Kudüs olmuş. Büyük güçler bu kutsal şehri ele geçirmek için varlık yokluk mücadelesi vermişler. Şurası bir gerçek ki; KUDÜS’E HAKİM OLAN DÜNYAYA HAKİM OLMUŞ. Evet, bunları düşündüm geçen hafta Kudüs ziyaretimde Mescid-i Aksa’yı gezerken. Hüzünlü bir ziyaret oldu doğal olarak. Atamız K...
  • PASİF İMAMLARA AÇIK MEKTUP

    16 Şubat 2016 Köşe Yazıları

    Muhterem hocam, İmam; önder, lider, rehber, halife, kendisine uyulan kimse demektir. İmamlık peygamber mesleği olup, imamlar da peygamber efendimizin varisi ve vekilidirler. Bu nedenle imam olan kişinin peygamber efendimizi örnek alıp görev ve sorumluluğunun bilincinde, bu mesleğin misyon ve vizyonuna uygun olarak davranması gerekir.  ANCAK; Şayet bu mesleği severek ve isteyerek yapmıyor, mesleğinde şevksiz ve isteksiz isen, Bu mesleğin gerektirdiği bilgi birikimi ve donanımına sahip değilsen, Görevin ile peygamber makamında olduğun...